İçindekiler
Sigortalı işçi çalıştırmak, işveren açısından yalnızca ücret ödeme borcundan ibaret olmayıp aynı zamanda sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan zorunlu yükümlülükleri de kapsamaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca hizmet akdiyle çalışan kişilerin sigortalılık bildiriminin kanunda öngörülen sürelerde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yapılması zorunludur. Kanunun 4/1-a bendi kapsamında sigortalı sayılan çalışanlar bakımından esas kural, sigortalı işe giriş bildirgesinin işçinin fiilen çalışmaya başlamasından önce elektronik ortamda Kuruma verilmesidir. Kanunda bazı iş kolları ve çalışma şekilleri bakımından istisnai bildirim süreleri düzenlenmiş olmakla birlikte, bu istisnalar dışında işverenin sigortalı işe giriş bildirgesini süresinde vermesi ve sigorta primlerini eksiksiz olarak ödemesi yasal bir yükümlülüktür.
İşverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, işçinin sigortasız çalıştırılması sonucunu doğurur. Sigortasız çalıştırma, yalnızca sigorta primlerinin yatırılmaması anlamına gelmeyip, Anayasa’nın 60. maddesi ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının ihlali niteliğindedir. 5510 sayılı Kanun uyarınca sigortalılık zorunlu olup, işçi ile işveren arasında sigortasız çalışmaya ilişkin yapılacak herhangi bir anlaşmanın hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Ayrıca sigortasız işçi çalıştırma cezası, eksik bildirilen her sigortalı bakımından idari para cezası, geriye dönük prim borcu, gecikme cezası ve diğer hukuki yaptırımları da beraberinde getirebilmektedir. Zira sigortalılık, tarafların iradesine bırakılmış bir tercih değil, kamu düzenini ilgilendiren emredici bir yükümlülüktür.
Sigortasız çalıştırılması, işçinin sahip olduğu işçilik ve sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldırmaz. İşçi; ücret, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarını talep edebilir, hizmet tespiti davası açarak çalışmasının ve eksik bildirilen sigortalılık sürelerinin SGK kayıtlarına işlenmesini sağlayabilir. Ayrıca iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi halinde işveren hem işçiye hem de Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı önemli hukuki ve mali sorumluluklarla karşı karşıya kalabilir.
Bu yazımızda sigortasız çalıştırılan işçinin sahip olduğu haklar, hizmet tespiti davası, ispat yöntemleri, şikâyet süreci, işveren hakkında uygulanabilecek idari yaptırımlar ile kıdem ve ihbar tazminatı başta olmak üzere işçilik alacakları güncel mevzuat ve yargı uygulamaları çerçevesinde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Sigortasız çalışma; bir işçinin fiilen çalışmasına rağmen işe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmemesi veya sigorta primlerinin hiç yatırılmaması durumudur. İşveren, işçiyi fiilen çalıştırdığı halde SGK kayıtlarında göstermiyorsa bu durum kayıt dışı istihdam olarak kabul edilir.
Bazı işverenler işçiyi tamamen sigortasız çalıştırırken, bazıları ise daha düşük ücret üzerinden sigorta bildirimi yapmaktadır. Örneğin aylık 60.000 TL ücret alan bir işçinin SGK’ya asgari ücret üzerinden bildirilmesi de sosyal güvenlik mevzuatına aykırı bir uygulamadır. Çünkü yatırılan primler gerçek ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
Sigortasız çalışma aşağıdaki şekillerde karşımıza çıkabilmektedir:
Bu uygulamaların tamamı işçinin sosyal güvenlik haklarını olumsuz etkilerken, işveren açısından sigortasız işçi çalıştırma cezası uygulanmasına da neden olabilmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca işveren, çalıştıracağı işçi adına sigortalı işe giriş bildirgesini kural olarak işçinin fiilen işe başlamasından önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) vermekle yükümlüdür. Başka bir ifadeyle işçi işe başladığında sigorta işlemlerinin tamamlanmış olması gerekir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan “Önce birkaç gün çalış, daha sonra sigortanı yaparız.” veya “Deneme süresinde sigorta yapılmaz.” şeklindeki söylemlerin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Deneme süresi içerisinde çalışan işçiler de diğer çalışanlar gibi sigortalı olmak zorundadır. İşverenin deneme süresini gerekçe göstererek sigorta girişini geciktirmesi veya hiç yapmaması, 5510 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulanmasını gerektirebilir.
Sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi halinde işveren hakkında sigortasız işçi çalıştırma cezası uygulanabileceği gibi, denetim veya mahkeme kararıyla sigortasız çalıştırmanın tespit edilmesi halinde daha ağır yaptırımlar da söz konusu olabilmektedir.
Kanunda bazı iş kolları ve özel durumlar için genel kuralın istisnaları düzenlenmiştir. Buna göre aşağıdaki hallerde sigortalı işe giriş bildirgesi farklı sürelerde verilebilmektedir:
Bu istisnalar dışında kalan işyerlerinde sigorta girişinin, işçinin fiilen çalışmaya başlamasından önce yapılması zorunludur. Aksi halde işveren hakkında 5510 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulanabilir ve sigortasız çalıştırılan süreye ilişkin diğer hukuki sorumluluklar da doğabilir.

İşverenin sigorta yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sigortasız işçi çalıştırma cezası uygulanması, işçinin diğer işçilik haklarını ortadan kaldırmaz.
Sigortasız çalışan işçinin en önemli haklarından biri hizmet tespiti davası açabilmesidir.
Bu dava sayesinde mahkeme, işçinin gerçekten çalıştığını tespit ederse eksik bildirilen veya hiç bildirilmeyen çalışma süreleri SGK kayıtlarına işlenebilmektedir. Böylece işçinin emeklilik hesabında dikkate alınacak prim günleri geriye dönük olarak kazanılabilmektedir.
Hizmet tespiti davaları özellikle uzun yıllar sigortasız çalışan kişiler açısından büyük önem taşımaktadır.
Mahkeme tarafından çalışma tespit edildiğinde yalnızca sigorta kaydı oluşturulmaz.
İşveren, eksik yatırılan tüm sigorta primlerinden sorumlu tutulur. SGK tarafından hesaplanan prim borçları gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilir.
Bu sayede işçinin eksik prim günleri tamamlanır ve emeklilik hesabı buna göre yeniden düzenlenebilir.
Sigortasız çalıştırılmış olmak, kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz.
İşçi gerekli şartları sağlıyorsa sigortasız çalıştığı süreler de kıdem hesabında dikkate alınabilir. İşverenin sigorta yapmamış olması, kıdem süresini yok saymasına imkan vermez.
Mahkeme fiili çalışmayı tespit ettiğinde sigortasız geçen dönemler de kıdem hesabına dahil edilmektedir.
İş sözleşmesi kanuna aykırı şekilde sona erdirilmişse sigortasız çalışan işçi de ihbar tazminatı isteyebilir.
İşverenin sigorta yapmamış olması, ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Şartların oluşması halinde ihbar tazminatı yanında kullanılmayan yıllık izin ücretleri ve diğer işçilik alacakları da talep edilebilir.
Sigortasız çalışan işçi;
iş mahkemesinde dava konusu yapabilir.
Bu alacakların ispatında banka kayıtları, tanık anlatımları ve işyeri kayıtları önemli delil niteliği taşımaktadır.
Sigortasız çalışan bir işçinin iş kazası geçirmesi halinde işveren çok daha ağır sorumluluk altına girmektedir.
İşçi, uğradığı zararın giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ayrıca SGK tarafından yapılan ödemeler belirli şartlarda işverene rücu edilebilir.
Bu nedenle iş kazası meydana geldiğinde sigortasız çalıştırılmış olmak işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. Aksine işveren açısından çok daha ağır hukuki ve mali sonuçlar doğurabilir. İş kazası nedeniyle talep edilebilecek tazminatların belirlenmesi ve iş kazası tazminat hesaplama süreci ise olayın özelliklerine, kusur oranına ve uğranılan zarara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Sigortasız çalıştırılan bir işçinin, işverenin bu hukuka aykırı uygulamasını yetkili kurumlara bildirme hakkı bulunmaktadır. İşverenin sigorta girişini yapmaması yalnızca işçiyi değil, sosyal güvenlik sistemini de doğrudan etkileyen bir kayıt dışı istihdam şeklidir. Bu nedenle devlet, sigortasız çalıştırmaya ilişkin ihbarları dikkate almakta ve gerekli incelemeleri yapmaktadır.
Sigortasız çalışan işçiler başvurularını farklı yollarla gerçekleştirebilir. En yaygın yöntem, işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü’ne yazılı dilekçe ile başvurmaktır. Bunun yanında Alo 170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezi üzerinden de ihbar yapılabilmektedir. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili birimlerine elektronik ortamda veya yazılı olarak başvuruda bulunulması da mümkündür.
Şikâyet yapılabilmesi için işçinin işten ayrılmış olması şart değildir. Aksine, işçi halen aynı işyerinde çalışırken yapılan başvurular çoğu zaman daha güçlü sonuçlar doğurabilmektedir. Çünkü SGK denetmenleri işyerinde fiili denetim yaparak çalışmanın devam edip etmediğini doğrudan tespit edebilmektedir.
Başvurunun yapılabileceği kurumlar şunlardır:
Her ne kadar Alo 170 üzerinden sözlü ihbar yapılabilse de, yazılı başvurular inceleme sürecinde daha ayrıntılı bilgi sunulmasına imkân tanımaktadır. Hazırlanacak dilekçede işyerine ilişkin mümkün olduğunca fazla bilgi verilmesi, denetimin daha sağlıklı yürütülmesine katkı sağlar.
Şikâyet dilekçesinde bulunması faydalı olan bilgiler şunlardır:
Bunun yanında işçinin elinde bulunan maaş dekontları, yazışmalar, fotoğraflar, görev belgeleri veya benzeri evrakların dilekçeye eklenmesi, inceleme sürecinde önemli delil niteliği taşıyabilir.
Yapılan ihbarın ardından SGK tarafından inceleme süreci başlatılır. İncelemenin kapsamı olayın özelliklerine göre değişebilmekle birlikte, çoğu durumda sosyal güvenlik denetmenleri veya müfettişler işyerinde denetim gerçekleştirir.
Denetim sırasında işyerindeki çalışanlar tespit edilir, işveren kayıtları incelenir ve fiili çalışma durumu araştırılır. Eğer işçinin gerçekten sigortasız çalıştırıldığı belirlenirse işveren hakkında hem idari para cezası uygulanır hem de eksik bildirilen primler geriye dönük olarak hesaplanır.
Bazı durumlarda yalnızca şikayette bulunan işçi değil, aynı işyerinde sigortasız çalıştırıldığı belirlenen diğer çalışanlar da bu incelemeden yararlanabilmektedir.
Şikâyet sonrasında şu işlemler yapılabilir:

Uygulamada birçok çalışan, sigortasız çalıştırıldığını bildirmesi halinde işten çıkarılacağı endişesiyle şikâyette bulunmamaktadır. Ancak işçinin yasal haklarını kullanması nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesi hukuken korunmamaktadır.
İş Kanunu kapsamında gerekli şartların bulunması halinde işçi işe iade davası açabilir. İş güvencesi hükümlerinin uygulanmadığı işyerlerinde ise işverenin feshi kötü niyetli kabul edilebilir ve işçi kötü niyet tazminatı talep edebilir.
Bunun yanında iş sözleşmesinin sona ermesi halinde şartları oluşmuşsa;
ayrıca dava konusu yapılabilir.
Dolayısıyla sigortasız çalıştırıldığını bildiren işçinin işten çıkarılması, sahip olduğu hakların ortadan kalkmasına neden olmaz. Aksine, bazı durumlarda işveren açısından ek hukuki sorumluluklar doğurabilir.
Sigortasız çalıştırılan işçilerin en önemli hukuki yollarından biri hizmet tespiti davasıdır. Bu dava sayesinde işçinin SGK kayıtlarında yer almayan çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi amaçlanmaktadır.
Mahkeme, işçinin belirtilen tarihler arasında gerçekten çalıştığına karar verirse bu süreler SGK kayıtlarına işlenir. Böylece eksik prim günleri tamamlanabilir ve işçinin emeklilik hesabı buna göre yeniden düzenlenebilir.
Hizmet tespiti davası yalnızca işçinin sigortalılık haklarının korunmasını sağlamaz; aynı zamanda işveren bakımından sigortasız işçi çalıştırma cezası ve diğer mali yükümlülüklerin doğmasına da neden olabilir.
Bu davalarda mahkeme yalnızca SGK kayıtlarına bakmaz. Tanık anlatımları, işyeri kayıtları, banka hareketleri, elektronik yazışmalar ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek fiili çalışma araştırılır.
Hizmet tespiti davası, işçinin çalışmasının SGK kayıtlarında yer almaması veya eksik bildirilmesi halinde açılan özel bir dava türüdür. Davada hem Sosyal Güvenlik Kurumu hem de işveren taraf olarak yer almaktadır.
Dava açılmadan önce mümkün olduğunca fazla delilin hazırlanması büyük önem taşır. Çünkü mahkeme, fiili çalışmanın ispat edilmesini beklemektedir.
Genellikle şu belgeler dava sürecinde kullanılmaktadır:
Deliller ne kadar güçlü olursa hizmet tespiti davasının başarı ihtimali de o kadar artmaktadır.
Sigortasız çalışmaya ilişkin hizmet tespiti davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
İş Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise görev Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, İş Mahkemesi sıfatıyla yerine getirilmektedir.
Davada hem işverenin hem de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Aksi halde usule ilişkin eksiklikler nedeniyle dava süreci uzayabilir veya kararın bozulması gündeme gelebilir.
Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki sürecin dikkatli şekilde değerlendirilmesi ve gerekli delillerin eksiksiz hazırlanması büyük önem taşımaktadır.
Sigortasız çalıştırılan işçilerin en çok merak ettiği konulardan biri, haklarını aramak için ne kadar süreleri olduğudur. Kanun, hizmet tespiti davaları ve işçilik alacakları bakımından farklı süreler öngörmektedir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına dava açma sürelerinin doğru bilinmesi büyük önem taşır.
Hizmet tespiti davasında genel kural, işçinin işten ayrıldığı yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açılmasıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Sürenin geçirilmesi halinde, kural olarak hizmet tespiti davası açma hakkı ortadan kalkmaktadır.
Bununla birlikte Yargıtay kararlarında ve uygulamada bazı istisnalar bulunmaktadır. Özellikle SGK müfettiş raporlarıyla çalışmanın tespit edilmiş olması, işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasına rağmen primlerin yatırılmaması veya kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunması gibi durumlarda hak düşürücü sürenin uygulanmadığı örnekler bulunmaktadır.
Öte yandan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacakları bakımından farklı zamanaşımı hükümleri uygulanmaktadır. Bu nedenle her uyuşmazlık kendi içerisinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Hak kaybı yaşamamak için sigortasız çalıştırıldığını öğrenen işçinin mümkün olan en kısa sürede hukuki süreci başlatması faydalı olacaktır.

Hizmet tespiti davalarında en önemli konu, işçinin gerçekten o işyerinde çalıştığını ispat edebilmesidir. Çünkü SGK kayıtlarında işçinin adına herhangi bir bildirim bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkeme, fiili çalışmanın çeşitli delillerle ortaya konulmasını beklemektedir.
İş hukukunda ispat bakımından katı kurallar uygulanmamaktadır. Çalışmayı ortaya koyabilecek her türlü hukuka uygun delil mahkemeye sunulabilir. Özellikle günümüzde dijital iletişim araçlarının yaygınlaşması sayesinde sigortasız çalışmayı ispat etmek geçmiş yıllara göre çok daha kolay hale gelmiştir.
Hizmet tespiti davalarında en sık başvurulan delillerden biri tanık anlatımlarıdır.
Tanık olarak;
dinlenebilmektedir.
Tanıkların işçinin hangi tarihler arasında çalıştığını, yaptığı işi ve çalışma düzenini ayrıntılı şekilde anlatabilmesi davanın ispatı açısından önem taşır.
Ücretin banka aracılığıyla ödenmiş olması güçlü delillerden biridir.
Her ne kadar açıklama kısmında “maaş” ibaresi bulunmasa bile düzenli para transferleri, iş ilişkisinin varlığını destekleyen önemli deliller arasında değerlendirilmektedir.
İşveren ile yapılan yazışmalar da mahkemelerde delil olarak kullanılabilmektedir.
Örneğin;
çalışmanın varlığını ortaya koyabilecek önemli belgeler arasında yer almaktadır.
İşyerinde çalışırken çekilmiş fotoğraflar veya güvenlik kamerası görüntüleri de fiili çalışmanın ispatında kullanılabilmektedir.
Özellikle işçinin üniforma ile çalışırken çekilmiş görüntüleri veya işyeri içerisinde görev yaptığını gösteren kayıtlar önemli delil niteliği taşıyabilir.
Mahkemeler aşağıdaki belgeleri de değerlendirebilmektedir:
Tek bir delil yeterli olabileceği gibi, birden fazla delilin birlikte sunulması ispat gücünü önemli ölçüde artırmaktadır.

2026 yılında sigortasız işçi çalıştıran işverenler hakkında uygulanacak idari para cezaları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesi kapsamında belirlenmektedir. İşverenin yalnızca işçiyi sigortasız çalıştırması değil, işe giriş bildirgesini vermemesi veya bu durumun denetim sonucunda tespit edilmesi halinde de ayrı ayrı idari para cezaları uygulanmaktadır.
2026 yılı için en sık karşılaşılan sigortasız işçi çalıştırma cezaları aşağıdaki gibidir.
| İhlal | 2026 Ceza Tutarı |
| İşe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi | 33.030 TL |
| İşe giriş bildirgesinin verilmediğinin SGK denetimi veya mahkeme kararıyla tespit edilmesi | 66.060 TL |
| Aynı ihlalin 1 yıl içerisinde tekrar tespit edilmesi | 165.150 TL |
| Bir işçinin 1 ay sigortasız çalıştırılmasının yaklaşık idari para cezası | 66.060 TL |
| Bir işçinin 1 yıl boyunca sigortasız çalıştırılmasının yaklaşık idari para cezası | 1.255.140 TL |
Önemli: Yukarıdaki 1 yıl sigortasız işçi çalıştırma cezası, yalnızca temel idari para cezalarının yaklaşık toplamını ifade etmektedir. İşveren ayrıca eksik bildirilen sigorta primlerini, gecikme cezasını ve gecikme zammını da ödemekle yükümlüdür. Bunun yanında SGK teşviklerinden yararlanma hakkını kaybedebilir ve iş kazası meydana gelmesi halinde çok daha ağır hukuki ve mali sorumluluklarla karşı karşıya kalabilir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca;
Ceza miktarı;
göre değişiklik gösterebilmektedir.
Bunun yanında işveren;
Bu nedenle sigortasız işçi çalıştırmanın maliyeti çoğu zaman ödenmeyen sigorta primlerinden çok daha yüksek olmaktadır.
Sigortasız işçi çalıştırma cezası, işveren hakkında uygulanabilecek yaptırımlardan yalnızca biridir. Bunun yanında işveren, işçiye ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı birçok hukuki ve mali sorumluluk da üstlenmek zorunda kalabilir.
Mahkeme tarafından çalışma süresi tespit edildiğinde;
İşveren ayrıca eksik bildirilen dönemlere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammını da ödemek zorunda kalabilir.
Eğer işçi bu süreçte herhangi bir zarara uğramışsa, şartların oluşması halinde ayrıca maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Sigortasız çalışan bir işçinin iş kazası geçirmesi, işveren açısından en ağır hukuki sonuçları doğuran durumlardan biridir.
İşçinin sigortasının yapılmamış olması, iş kazasının iş kazası sayılmasını engellemez. Mahkeme veya SGK tarafından iş kazasının tespit edilmesi halinde işçi, sahip olduğu haklardan yararlanabilir.
İş kazası nedeniyle;
gibi birçok talep gündeme gelebilir.
Ayrıca SGK’nın yaptığı tedavi giderleri, bağladığı gelirler ve diğer ödemeler belirli şartların oluşması halinde işverene rücu edilebilmektedir.
Bu nedenle sigortasız çalıştırılan işçinin iş kazası geçirmesi, işveren açısından yalnızca idari değil, aynı zamanda çok yüksek mali sorumluluklar doğurabilecek bir durumdur.
Sigortasız çalışılan her gün, emeklilik hesabında eksik prim günü anlamına gelmektedir.
Çalışma süresi SGK kayıtlarına işlenmediği sürece;
Bu nedenle uzun süre sigortasız çalıştırılan kişiler açısından hizmet tespiti davası yalnızca bugünkü hakların korunması için değil, gelecekte emeklilik hakkının güvence altına alınması bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Sigortasız işçi çalıştırılması hem İş Kanunu hem de sosyal güvenlik mevzuatı bakımından hukuka aykırı bir uygulamadır. İşverenin sigorta girişini yapmaması, işçinin sahip olduğu hakları ortadan kaldırmaz. İşçi; hizmet tespiti davası açabilir, işçilik alacaklarını talep edebilir, iş kazası nedeniyle tazminat isteyebilir ve geçmişe dönük sigorta kayıtlarının düzeltilmesini sağlayabilir.
Hak kaybı yaşanmaması için sigortasız çalıştırılan işçilerin mümkün olduğunca erken harekete geçmesi, çalışmayı gösteren belgeleri muhafaza etmesi ve gerektiğinde hukuki destek alarak yasal süreci başlatması büyük önem taşımaktadır.
Sigortasız çalıştığınızı tanık beyanları, banka kayıtları, WhatsApp yazışmaları, e-postalar, kamera görüntüleri, puantaj kayıtları, fotoğraflar ve işyerine ait belgelerle ispat edebilirsiniz. Mahkeme, fiili çalışmayı gösteren tüm hukuka uygun delilleri birlikte değerlendirir.
Evet. İşçi, hizmet tespiti davası açarak çalıştığı sürelerin SGK kayıtlarına işlenmesini talep edebilir. Mahkemenin davayı kabul etmesi halinde eksik sigorta günleri geriye dönük olarak kayıt altına alınabilir.
Hayır. Sigortasız çalışıyor olmanız iş kazasından doğan haklarınızı ortadan kaldırmaz. İş kazasının şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir, gerekli durumlarda SGK tarafından sağlanan haklardan yararlanabilirsiniz.
Evet. Sigortasız çalıştırılmış olmak kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. Kanundaki diğer şartların sağlanması halinde işçi, sigortasız çalıştığı süreler için de kıdem tazminatı talep edebilir.
Evet. Deneme süresi bulunan iş sözleşmelerinde de işveren, işçinin sigorta girişini işe başlamadan önce yapmak zorundadır. Deneme süresi sigortasız çalıştırma hakkı vermez.
Sigortasız çalıştırılan işçiler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, Alo 170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezi’ne veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili birimlerine başvuruda bulunabilir.
Genel olarak hizmet tespiti davası, işten ayrıldığı yılın sonundan itibaren 5 yıl içerisinde açılmalıdır. Ancak bazı istisnai durumlarda farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.
İşverenin sonradan sigorta girişi yapması, geçmişte sigortasız çalıştırılan döneme ilişkin hakları ortadan kaldırmaz. Eksik bildirilen süreler için hizmet tespiti davası açılması gerekebilir.
Evet. Sigorta yapılmamış olsa bile işçi, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile diğer işçilik alacaklarını talep edebilir.
Sigortasız işçi çalıştıran işveren hakkında SGK tarafından idari para cezası uygulanabilir. Ayrıca eksik primler gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir. İşveren, SGK teşviklerini kaybedebilir ve iş kazası meydana gelmesi halinde çok daha ağır hukuki sorumluluklarla karşılaşabilir.
Yaralanmalı Trafik Kazasında Adli Tıp Raporu Kaç Günde Çıkar? İçindekiler1 Yaralanma Raporu ile Otopsi Raporu Aynı Şey Değildir2 Adli Tıp Yaralanma Raporu Neden Hemen Çıkmayabilir?3Detaylı Bilgi
Trafik Kazası Sonrası Maluliyet Raporu Ne Zaman Alınır? İçindekiler1 Maluliyet Raporu İçin Neden İyileşme Beklenir?2 Kazadan Kaç Ay Sonra Heyet veya Maluliyet Raporu Alınır?3Detaylı Bilgi
Trafik Kazası Maluliyet Raporu İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? İçindekiler1 Maluliyet Raporunda Belgeler Neden Bu Kadar Önemlidir?2 Maluliyet Raporu Evrak Kontrol Listesi3 Olay TarihliDetaylı Bilgi
Trafik Kazası Maluliyet Raporu Nereden ve Nasıl Alınır? İçindekiler1 Önce Hangi Raporun Arandığı Belirlenmelidir2 Adli Tıp Kurumundan Maluliyet Raporu Nasıl Alınır?3 AdliDetaylı Bilgi
İLETİŞİM
yavuzhanvincoglu@gmail.com 05386186941 Cevizli Mahallesi Enderun Sokak, No:10 Nursanlar Plaza Kartal/İSTANBULTüm Hakları Saklıdır - © Copyright 2025 - CreativeClub
